En Güzel Yılbaşı Filmleri

Selamlar sevgili film severler. 2015 yılının bu son yazısında yılbaşı tatili için en iyi noel temalı filmlerden bir derleme yaptım ancak bu haftanın farkı filmlerin 2015 yılı ile sınırlı olmaması. Uzunca bir süre için son kez belirtmek isterim ki, az sonra bahsedeceğim filmleri şu anda vizyonda bulamazsınız, bu yüzden ilginizi çeken filmleri dvd - blu-ray olarak yahut internet üzerinden seyretmelisiniz. Karşınızda en iyi yılbaşı filmleri.

llk sırada 2003 yapımı "Elf" var. Başrollerini Will Ferrell ile Zooey Deschanel'ın paylaştığı filmde macera, Kuzey Kutbu’nda yaşayan ve bir elf olduğunu sanan Buddy’nin (Ferrel) yaşı ilerledikçe boyu da büyüdüğünden, aslında bir insan olduğu gerçeğini anlamasıyla başlar. Bundan dolayı Buddy, esas babasını bulmak için Amerika’ya gelir. Kendi büyüdüğü dünyaya hiç benzemeyen New York’ta bir baba, anne ve kardeşten oluşan yeni bir aile kazanırken, en büyük endişesi ise insanların Noel’e karşı olan inançlarının çok zayıf olmasıdır. Will Ferrel'in usta oyunculuğunu konuşturduğu film sıcacık bir aile komedisi olarak en iyi ve en komik yılbaşı filmlerinden biri.
IMDb'den aldığı 6.9 puanı ve 220 milyon dolarlık hasılatı ile bu filmin hem eleştirmenler hem de sinema severler tarafından en iyi noel filmleri arasına girmesine şaşmamak gerekir. 

Aşk Her Yerde (orj. Love Actually) bir diğer filmimiz. Tam bir yıldızlar geçidi olan filmde yeralan oyunculardan Hugh Grant, Colin Firth ve Emma Thompson en kayda değer isimler. Filmde, temelde sekiz birbirinden çok farklı çiftin aşk hayatları konu alınsa da, 10 farklı öyküyle tesadüf eseri bütün çiftlerin bir yılbaşı arifesinde Londra'da toplanmalarının öyküsünü anlatıyor. Olağanüstü müzikleriyle romantizm rüzgarları estiren film, yılbaşı temalı aşk filmi severler için asla kaçırılmaması gereken bir yapım. 

Sıradaki filmimiz Evde Tek Başına. (orj. Home Alone) Çoğumuzun en komik filmlerden biri olduğunu bildiğimiz "Evde Tek Başına", aynı zamanda aile ve yılbaşı ruhunu da en iyi yansıtan filmlerden biri olarak listeme girdi. Çok çocuklu bir ailenin oğullarından biri olarak ailesinden nefret eden Kevin (Macaulay Culkin), yılbaşı günü uyandığında evde yalnız olduğunu, daha da kötüsü tatile giderken ailesinin onu unuttuğunu farkeder. Önceleri panikleyen Kevin bunun bir fırsat olduğunu çok geçmeden anlar ve hayatında ilk defa tattığı yalnızlığın keyfini çıkarmaya çalışırken, mahalleye dadanan 2 hırsızı altetme görevinin ona kalacağını ise hiç beklememektedir. 1990 yılında gösterime giren bu film, 476 milyon dolar hasılat yaparak yapımcı şirketi 20th Century Fox'un ikinci ve üçüncü filmi çekmesine neden olmuştur. Tüm zamanların en iyi aile komedilerinden biri olmayı başaran film, her yılbaşı arifesinde tekrar tekrar izlenmeyi hakediyor.

Listemizin son filmi, başrollerinde Billy Bob Thornton, Bernie Mac ve Tony Cox'un olduğu 2003 yapımı Bad Santa. Noel Baba ve yardımcısı görünüşlü iki dolandırıcı, kostümlerinin yardımıyla Noel arifesinde farkedilmeden alışveriş merkezlerine dalarlar. Sempatik ve renkli görünüşlerinin altında yatan esas niyet ise bulundukları mekanları soymaktır fakat bu macera esnasında karşılaşacakları 8 yaşındaki bir çocuk, Noel’in anlamını keşfetmelerine vesile olacaktır. Üst düzey oyunculukları ve ince esprileriyle güldürürken düşündüren film döneminin en izlenesi yapımlarından biri. 

2016'da görüşmek üzere filmle kalın.

Mutlu Yıllar!

TOLGA ALPAS

2015'de Bizi Güldüren Filmler

Merhaba sevgili filmseverler. 2015'in son yazılarından birinde daha karşınızdayım. Eminim son bir kaç haftada bahsettiğim filmlerden sonra biraz gülmek size iyi gelecektir. Her ne kadar 2015 komedi açısından verimli bir yıl olmadıysa da;  aralık ayına özel olarak bu hafta, 2015'in göze çarpan komedi filmlerinden bir derleme yapmaya çalıştım. Yazıda bahsedilen filmleri sinemada izleme şansınız kalmamış olup, isteyenlerin dvd, blu-ray veya internet vasıtasıyla izleyebileceğini yeniden hatırlatayım. 

2015 komedi filmleri denince şüphesiz akla gelecek ilk film, Ajan (orj. The Spy) olacaktır. Başrollerini Melissa McCarthy,  Jude Law ve Jason Statham'ım paylaştığı Ajan;  gerçek anlamda bir komedi, aksiyon ve macera fırtınası. 

Susan Cooper (McCarthy) CIA'de masabaşı işi yapan bir bilgisayar analistidir. Saha ajanlığı eğitimi almış olmasına rağmen, en başarılı operasyonların görünmeyen kahramanı olmaktan öteye gidememiştir. Çok tehlikeli bir silahla ilgili görevde; partneri Bradley Fine (Law) öldürülüp, İngiltere'den gelen Rick Ford (Statham) da deşifre olunca, suç örgütüyle mücadele etmek için Cooper - çekinerek de olsa - gönüllü olur. Hiç alışık olmadığı bir durumda kalan masabaşı ajanı, dünyayı felaketten kurtarabilecek belki de son isimdir. Filmde Ajan Cooper'ı canlandıran Melissa McCarthy; mükemmel bir performans göstererek, Jude Law ve Jason Statham gibi iki büyük oyuncuyu geride bırakan ve filmi domine eden ana karakter olarak karşımıza çıkıyor. Az da olsa bazı sahnelerde gözüken 50cent ise filme renk katmış.

IMDb'den aldığı 7.1 puan ve 235 milyon dolarlık hasılatıyla sinema dünyasında başarısını kanıtlamış olan Ajan kesinlikle tavsiye edebileceğim bi film.

İkinci filmimiz başrolünde günümüzün en iyi komedyenlerinden biri olan Adam Sandler ile King of Queens'ten aşina olduğumuz Kevin James'in oynadığı Pixels. Bir dönem dünyanın en yaygın oyunlarından biri olan klasik Pacman oyun görüntülerini bir savaş ilanı olarak algılayan uzaylılar - filme daha da absürd bir hava katmak için olsa gerek - bu oyunlardaki karakterlerin benzerleriyle dünyaya saldırırlar. Çarelerin tükendiği anda Başkan Will Cooper (James), 80'li yılların atari şampiyonu çocukluk arkadaşı Jules Brenner (Sandler) ve onun oyun tutkunu arkadaşlarının yardımını istemek zorunda kalır. Pixels gerçek karakterlerle animasyon olanların harmanlandığı, 1996 yapımları Space Jam ve Kurtuluş günü (orj. Independence Day) yapısında bir film olmakla birlikte, daha yüksek teknoloji ürünü bol efektleri ve anlayana keyif verecek ince esprileri ile bu filmlerin ötesine geçiyor. 

Film eleştirmenlerinden yüksek puan alamayan Pixels ve 243 milyon dolarlık hasılatındanda anlaşılacağı gibi sinema severlerin beğenesini kazandığı için 2015'in en iyi komedilerinden biri olmayı başarıyor.

Haftanın son filmi ise Hot Tube Time Machine 2.  İlk filmden dört sene sonra devam filmiyle izleyicilerin karşısına gelen serinin ikinci filminde;  asla tam anlamıyla büyüyememiş birer yetişkin olan dört eski dostun durmaksızın yad ettikleri eski günlere dönme çabasından söz eden ilk filmin tersine, işler biraz daha karışıyor. Bu sefer Jacob ve Nick, internette "yılın babası" seçilen Lou'yu kurtarmak için zaman makinasıyla dostlarına yardım etmeye girişiyor. Özgün komedi anlayışıyla bilinen yönetmen Steve Pink'in ilk olarak 2010 yılında kamera arkasına geçtiği Hot Tub Time Machine, kısa sürede kendine has bir hayran kitlesi edinmiş ve izleyicilerden de oldukça iyi yorumlar almıştı. Film ilk bakışta kadrosundan John Cusac gibi önemli bir oyuncuyu kaybetmiş olsa da, Chevy Chase gibi büyük bir komedi ustasının filme dahil edilmesi durumu kurtarmaktan daha fazlasını yapmış gibi görünüyor. Hot Tube Time Machine 2, önceki filmdeki gibi dengeli olarak verdiği yetişkin tarzı anlatımı ve esprileriyle; ilki gibi komik, etkileyici ve seksi bir yapım olmuş.

Gelecek haftalarda görüşmek üzere. Filmle kalın!

TOLGA ALPAS

2015'de Tüylerimizi Ürperten Filmler

Merhaba sevgili filmseverler. Bu hafta da sizlere 2015 yılının akıllarda kalan korku filmlerinden bahsedeceğim. Bahsetmekle kalmayıp artık fragmanlarını da yazılarıma ekleyerek sizlerin film seçmesini de kolaylaştıracağım. Önceki hafta gibi bu yazımda yıl özeti olduğundan, bu listedeki filmleri de en sondaki Kızıl Tepe haricinde vizyonda bulamayacaksınız. Bundan dolayı eğer türün meraklısı olarak kaçırdıysanız dvd - bluray veya interneti kullanmanızı öneririm.

2015'de korku filmi denince akla gelen ilk isim şüphesiz Ruhlar Bölgesi (orj. Insidious Chapter 3)'dir. Bu serinin ilk iki filmi; kariyerinin başlangıcında sinema tarihinin belki de en iyi çıkışını yapan Testere (orj. Saw) serisinin yönetmeni olan James Wan tarafindan cekilmis olsa da, Ruhlar Bölgesi'nin üçüncü filminde yönetmen koltuğunda Leigh Whannell'ın olduğunu görmekteyiz. Filmin akışı ise yönetmen değişmesine rağmen aynı şekilde hatta daha da iyi devam ediyor. 

Bir Hollywood klasiği olarak serinin 3. filminde, ilk fimden de önceki olaylara dönülüyor. Quinn Brenner adlı bir genç kız, annesini yeni kaybetmenin acısı üzerine bir de kaza geçirip eve kapanmak zorunda kalınca, maruz kaldığı paranormal olaylardan dolayı vefat etmiş annesinin onunla iletişim kurmaya çalıştığını düşünür. Bu konuda biraz da tesadüfen ulaştığı medyum Elise Rainier'den (Lin Shaye) yardım ister ancak olumlu yanıt alamaz. Evdeki paranormal olaylar Quinn için giderek tehlikeli olmaya başlayınca, önceleri kızına inanmayan ve onu sorgulayan baba Sean (Dermot Mulroney), bu kez medyumdan kızını kurtarmasını ister. Ruhlar Bölgesi'nin üçüncü filmi serinin en korkutucu film olmayı rahatlıkla başarıyor. Gotik ve karanlık atmosfer bütün filmi boğucu bir hale getirirken, özellikle yaratık ve saldırı sahnelerinde özgün fikirler olması, filmi korkuseverler için bir kült haline dönüştürüyor. 

Bu yılın Haziran ayında Kuzey Amerika başta olmak üzere 42 ülkede gösterime giren bu tüylerimizi ürperten film, 10 milyon dolarlık bir bütçeyle çekilmiş. Bütçesinin neredeyse 12 katı hasılat yapan bu filmi korkuseverler simdiden favori listelerinin üst sıralarına koymuş olmalılar.

İlk filmiyle 2012 de çok ses getiren Lanet (orj. Sinister)'in ikinci filmi, 2015'in bir diğer akıllarda kalan yapıtıydı. İkinci filmde macera; iki çocuğuyla yalnız yaşayan bir anne olan Courtney (Shannyn Sossamon) ve ikiz oğullarının, şeytani Bughuul'un bulunduğu kırsal kesimdeki aynı  eve taşınmasıyla başlar. Bughuul'un şeytani planları, eve yerleşilmesi ile yeniden başlayacak ve klasik olarak giderek şiddetlenecektir. İlk filmden ne kadar karanlık, ürpertici ve sürprizlerle dolu bir karakter olduğunu bildiğimiz Bughuul, bu sefer kardeşlerden birini, ailesini öldürüp - bir Lanet klasiği olarak - görüntüleri kameraya alması için elegeçirmeye çalışacaktır. Lanet 2'nin ilk filmin mirasını bu denli iyi hatta yükselterek sürdürmesi en büyük başarısı olmuş. İlk bakışta, birinci filmin başarısında büyük paya sahip tecrübeli aktör Ethan Hawk'ın olmaması dikkat çekici bir eksiklik gibi gözükürken, başroldeki Shannyn Sossamon'un güçlü oyunculuğu ve tabii ki artan görsel efektlerin kalitesi, filmi genelde ilk fimden bile daha iyi bir noktaya götürüyor.

Ağustos 2015'de vizyona giren Lanet 2 sinema eleştirmenlerinden tam not alamasada, sinemaseverler tarafından beğeniyle izlendi. 10 milyon dolarlık bütçesine karşılık 48 milyon dolar hasılat yaparak eleştirmenleri utandırmayı başararak korku filmi klasiklerinde yer almayı başardı. 

Üçüncü filmimiz ilk yapımı 1982 yılında gerçekleşen Kötü Ruh (orj. Poltergeist) filminin 2015 yeniden yapımı. Eric (Sam Rockwell) ve Amy Bowen'in (Rosemarie DeWitt) huzurlu aile yaşantısı, yeni taşındıkları evlerinde yaşanmaya başlanan paranormal olaylarla bozulur. Üç çocuklarından en küçük olanı, bir gece evlerinde esrarengiz bir varlık olduğunu keşfeder ve ansızın ortadan kaybolur. Olaylar ilerledikçe aile, kendilerini hedef alan ve korkularından beslenen bir varlığın farkına varır. Yeniden çevrim filmlerin, daha üst düzey oyunculuklar ve gelişmiş görsel efektlerle ile başarısı kanıtlanmış senaryoları birleştirme yaklaşımı Kötü Ruh'ta çok iyi uygulanmış.

36 ülkede Mayıs ayında gösterime girip 95 milyon dolar hasılat yapan bu filmi özellikle ilk versiyonunu hiç seyretmemiş izleyicilere çok başarılı bir korku filmi olarak şiddetle öneriyorum.

Sıradaki filmimiz Peşimdeki Şeytan (orj. It Follows). Bana göre 2015'in en özgün yapımlarından biri olan filmde, 19 yaşındaki Jay Height (Maika Monroe) tüm yaşıtları gibi , gezip dolaşmak, eğlenmek ve erkeklere ilgi duymaktadır. Masum gibi görünen cinsel bir deneyimin ardından, daha ne olduğunu anlamadan kendisini tuhaf olaylar içinde bulan Jay, halüsinasyonlar görmeye ve birileri ya da birşeyler tarafından takip edildiğini hissetmeye başlar. Artık Jay ve arkadaşları, heyecan ve korkuyla giderek artan bu tehditten kurtulmanın yollarını aramaya başlayacaklardır. Peşimdeki Şeytan son yıllarda izlenen en sıradışı filmlerden biri.

2 milyon dolarlık bütçesiyle IMDb'den de 6.9 gibi yüksek bir not almayı başaran bu film, çok sağlam bir senaryo ve kurguya sahip. Bütün bu özellikler birleşince de 2015'e renk katan korku filmlerinden biri olarak listemde yer almaya hak kazandı.
 

Listedeki son filmimiz resmi olarak 2016 yılında izleme şansı bulabileceğiniz ekim ayında vizyona giren Kızıl Tepe (orj. Crimson Peak).  Babasının beklenmeyen ölümünden sonra; küçüklüğünden beri paranormal olaylardan muzdarip olan Edith Cushing (Mia Wasikowska) sağlığında babasıyla iş yapmaya çalışan ama reddedilen Thomas Sharpe (Tom Hiddleston) adında gizemli bir yabancıyla evlenir. Kocasına derin bir aşkla bağlı olan Edith, eşi ve onun kız kardeşi Lady Lucille Sharpe'ın (Jessica Chastain) birlikte yaşadığı eve taşınır ve onlarla birlikte yaşamaya başlar. Ancak zamanla yakışıklı ve çekici kocasının tanıdığından çok daha farklı biri olduğunu keşfedecektir. Geçmişin hayaletlerinden kaçmaya çalışırken, kan kırmızı toprağa sahip dağın tepesindeki evin de kendi hayaletleriyle dolu olduğunu fark edecektir. 55 milyon dolarlık bütçesiyle Kızıl Tepe güçlü oyunculukları, bir korku filmine göre dram ve aşkı başarıyla işlemesi, dönemi için çok gerçekçi mekanları ve özellikle Kızıl Tepe'deki muhteşem Sharp malikanesi ile her yönden muhteşem bir başyapıt. 

    Haftaya görüşmek üzere, filmle kalın!

TOLGA ALPAS

2015'e Damgasını Vuran Aksiyon Filmleri

Merhaba sevgili filmseverler; 2015 yılını yakında geride bırakacağımız için bu haftadan itibaren bir kaç hafta boyunca 2015 yılının "en" li fimlerini tanıtacak ve çeşitli açılardan bu yılın filmlerinin geneline ışık tutmaya çalışacağım. Bundan dolayı yazıda bahsi geçen filmleri vizyon süreleri dolduğundan sinemalarda değil dvd veya internet kanalıyla izlemeniz gerekiyor.

Yıln en iyi aksiyon filmlerinden ilk sıradaki filmimiz Hızlı ve Öfkeli 7 (orj. Fast and Furious 7). Serinin bu filminde Dominic Toretto ve ekibi artık dağılıp, suç dünyasını arkalarında bırakmaya karar vermişlerdir. Ancak serinin kötü karakteri komadaki Owen Shaw'un kardeşi Deckard Shaw (Jason Statham) kardeşine bunu yapanlardan intikam almaya karar verince, tekrar birleşerek içinde çok özel bir bilgisayar programının da olduğu maceralarına kaldıkları yerden devam ederler. Film Hızlı ve Öfkeli, başrol de Vin Diesel olunca serinin meraklıları ne demek istendiğini anlayacaktır.
190 milyon dolarlık bütçeyle yapılan serinin bu en son filmi, serinin 1.515 milyar hasılat yaparak en çok gişe yapan filmi olarak tarihe geçti.  

Listedeki ikinci sırada Terminator: Genisys var. Yılların eskitemediği serinin bu filminde, olaylar 1984'teki ilk filmin de gerisinden başlıyor. Bu kez Jason Clark tarafından canlandırılan John Connor'un, Çavuş Kyle Reese’i (Jai Courtney) Sarah Connor’ı (Emilia Clarke) koruması ve geleceği güvence altına alması için 1984’e geri göndermesi sırasında zamanda bir kırılma yaşanır. Olayların beklenmedik bir şekilde yön değiştirmesi sonucu kendini geçmişin yeni ve yabancı bir versiyonunda bulan Çavuş Reese, yaşlı Arnold Schwarzenegger'in canlandırdığı Gardiyan'ın da dahil olduğu farklı olasılıklarda dost ve düşmanlarla dolu beklenmedik geleceği, yeniden yazmak görevine atılmak zorunda kalır.
Filmde yıllar sonra Arnie'yi görmek güzel. Her yeni filmindeki gibi, teknolojinin artan nimetlerinden faydalanılan ve 1200'den fazla görsel efekt kullanınlan Terminator: Genisys, belki de serinin en felsefi filmi olmuş. Bundan dolayı sakin kafayla dikkatli izlemenizi öneririm.

Sıradaki filmimiz Jurassic World. Efsanevi Jurassic Park filminin devamı gibi gözüken film, aslında bütün JP filmleri gibi serinin diğer filmlerini izlemeden de rahatlıkla anlaşılacak ve keyif alınacak bir yapım. Artık aksiyon macera filmlerinin de vazgeçilmezi olan teknolojiden yüksek oranda yararlanan yapımda, bu sefer genetiği değiştirilmiş dinozorlardan devasa sualtı etçillerine kadar geniş bir hayvan çeşitliliği ve binlerce turisti kabul eden çok daha büyük bir ada maceranın başlangıç noktası oluyor. Klasik olarak turistik macera şeklinde başlayan film, yine alışıldık şekilde işlerin bozulup dinoların serbest kalması konusunu işlerken özellikle çok canlı ve gerçekçi gözüken dinozor saldırı sahneleriyle, macera ruhunun tavan yaptığı kovalamaca sahnelerinin yanında başroldeki Chris Pratt'in kaliteli oyunculuğuyla da film klasikleri arasına katılıyor.
Haziran 2015'de 63 ülkede gösterime giren Jurassic World 1.669 mılyar dolarlık hasılatıyle şimdiye kadar sinema tarihinde en çok gişe yapan üçüncü film ve serideki en çok hasılat yapan film olarak sinema tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır.

avengers

Aksiyon Macera filmi denince Yenilmezler - Ultron Çağından (orj. Avengers: Age of Ultron) bahsetmemek olmaz. Mucizevi Marvel karakterlerinin 2015 filminde kahramanlarımız, insan yapımı küresel bir koruma programı olan Ultronu çalıştırmak için ne olduğunu ve sınırlarını tam bilemedikleri dünya dışı bir güç kaynağını gayri resmi olarak kullanınca, hayallerinin bile ötesindeki sonuçlarla karşılaşmak zorunda kalırlar. Film, güçlü oyunculuklar, muhteşem görsel efektler ve nefes kesici savaş sahneleriyle kelimenin tam anlamıyla bir başyapıt. Marvel deyince başka söze gerek yok sanırım.
IMDb'den 7.6 gibi yüksek puan alan bu film 1.405 milyon dolarlık hasılatıyla da başarısını kanıtlamayı başardı. 

Senenin şüphesiz en yırtıcı aksiyon filmlerinden biri de Çılgın Max: Öfkeli Yollar (orj. Mad Max: Fury Road). Tom Hardy ve Charlize Theron'un tecrübeli oyunculuklarıyla göze batan film, klasik MadMax serilerinin havasını daha üst düzey kovalamaca, saldırı ve dövüş sahneleriyle yükseltirken, bir yandan da kaos içerisinde kalmış insanların dramını başarıyla yansıtıyor. Neredeyse bütün aksiyon sahneleri yüksek hızlı araçların üzerinde geçen filmde, hareket halindeki araçlar için düşünülmüş çok ilginç savaş silahları ve yaratıcı saldırı fikirleri mevcut. Muhteşem kamera açıları ve görsel efektlerle bezenmiş olan film felsefi olarak biraz karışık olsa da, aksiyon tutkunlarını fazlasıyla memnun edecek türden bir film olmayı başarmış.
Film eleştirmenlerinden, özelliklede filmdeki güçlü kadın karakterlerden dolayı feministlerden tam not alan bu filmi özellikle bayan okurlarıma tavsiye etmek istiyorum. 

Son olarak önereceğim film ise San Andreas Fayı (orj. San Andreas). Geçen haftalardaki yazımda bahsettiğim San Andreas Fayı ilk dakikadan itibaren felaket üzerine kurulu aksiyonun dozunu yüksek tutan film. Bu filmle iligili eleştirilerime ise buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. 

Haftaya görüşmek üzere. Filmle kalın!

TOLGA ALPAS