2015'de Tüylerimizi Ürperten Filmler

Merhaba sevgili filmseverler. Bu hafta da sizlere 2015 yılının akıllarda kalan korku filmlerinden bahsedeceğim. Bahsetmekle kalmayıp artık fragmanlarını da yazılarıma ekleyerek sizlerin film seçmesini de kolaylaştıracağım. Önceki hafta gibi bu yazımda yıl özeti olduğundan, bu listedeki filmleri de en sondaki Kızıl Tepe haricinde vizyonda bulamayacaksınız. Bundan dolayı eğer türün meraklısı olarak kaçırdıysanız dvd - bluray veya interneti kullanmanızı öneririm.

2015'de korku filmi denince akla gelen ilk isim şüphesiz Ruhlar Bölgesi (orj. Insidious Chapter 3)'dir. Bu serinin ilk iki filmi; kariyerinin başlangıcında sinema tarihinin belki de en iyi çıkışını yapan Testere (orj. Saw) serisinin yönetmeni olan James Wan tarafindan cekilmis olsa da, Ruhlar Bölgesi'nin üçüncü filminde yönetmen koltuğunda Leigh Whannell'ın olduğunu görmekteyiz. Filmin akışı ise yönetmen değişmesine rağmen aynı şekilde hatta daha da iyi devam ediyor. 

Bir Hollywood klasiği olarak serinin 3. filminde, ilk fimden de önceki olaylara dönülüyor. Quinn Brenner adlı bir genç kız, annesini yeni kaybetmenin acısı üzerine bir de kaza geçirip eve kapanmak zorunda kalınca, maruz kaldığı paranormal olaylardan dolayı vefat etmiş annesinin onunla iletişim kurmaya çalıştığını düşünür. Bu konuda biraz da tesadüfen ulaştığı medyum Elise Rainier'den (Lin Shaye) yardım ister ancak olumlu yanıt alamaz. Evdeki paranormal olaylar Quinn için giderek tehlikeli olmaya başlayınca, önceleri kızına inanmayan ve onu sorgulayan baba Sean (Dermot Mulroney), bu kez medyumdan kızını kurtarmasını ister. Ruhlar Bölgesi'nin üçüncü filmi serinin en korkutucu film olmayı rahatlıkla başarıyor. Gotik ve karanlık atmosfer bütün filmi boğucu bir hale getirirken, özellikle yaratık ve saldırı sahnelerinde özgün fikirler olması, filmi korkuseverler için bir kült haline dönüştürüyor. 

Bu yılın Haziran ayında Kuzey Amerika başta olmak üzere 42 ülkede gösterime giren bu tüylerimizi ürperten film, 10 milyon dolarlık bir bütçeyle çekilmiş. Bütçesinin neredeyse 12 katı hasılat yapan bu filmi korkuseverler simdiden favori listelerinin üst sıralarına koymuş olmalılar.

İlk filmiyle 2012 de çok ses getiren Lanet (orj. Sinister)'in ikinci filmi, 2015'in bir diğer akıllarda kalan yapıtıydı. İkinci filmde macera; iki çocuğuyla yalnız yaşayan bir anne olan Courtney (Shannyn Sossamon) ve ikiz oğullarının, şeytani Bughuul'un bulunduğu kırsal kesimdeki aynı  eve taşınmasıyla başlar. Bughuul'un şeytani planları, eve yerleşilmesi ile yeniden başlayacak ve klasik olarak giderek şiddetlenecektir. İlk filmden ne kadar karanlık, ürpertici ve sürprizlerle dolu bir karakter olduğunu bildiğimiz Bughuul, bu sefer kardeşlerden birini, ailesini öldürüp - bir Lanet klasiği olarak - görüntüleri kameraya alması için elegeçirmeye çalışacaktır. Lanet 2'nin ilk filmin mirasını bu denli iyi hatta yükselterek sürdürmesi en büyük başarısı olmuş. İlk bakışta, birinci filmin başarısında büyük paya sahip tecrübeli aktör Ethan Hawk'ın olmaması dikkat çekici bir eksiklik gibi gözükürken, başroldeki Shannyn Sossamon'un güçlü oyunculuğu ve tabii ki artan görsel efektlerin kalitesi, filmi genelde ilk fimden bile daha iyi bir noktaya götürüyor.

Ağustos 2015'de vizyona giren Lanet 2 sinema eleştirmenlerinden tam not alamasada, sinemaseverler tarafından beğeniyle izlendi. 10 milyon dolarlık bütçesine karşılık 48 milyon dolar hasılat yaparak eleştirmenleri utandırmayı başararak korku filmi klasiklerinde yer almayı başardı. 

Üçüncü filmimiz ilk yapımı 1982 yılında gerçekleşen Kötü Ruh (orj. Poltergeist) filminin 2015 yeniden yapımı. Eric (Sam Rockwell) ve Amy Bowen'in (Rosemarie DeWitt) huzurlu aile yaşantısı, yeni taşındıkları evlerinde yaşanmaya başlanan paranormal olaylarla bozulur. Üç çocuklarından en küçük olanı, bir gece evlerinde esrarengiz bir varlık olduğunu keşfeder ve ansızın ortadan kaybolur. Olaylar ilerledikçe aile, kendilerini hedef alan ve korkularından beslenen bir varlığın farkına varır. Yeniden çevrim filmlerin, daha üst düzey oyunculuklar ve gelişmiş görsel efektlerle ile başarısı kanıtlanmış senaryoları birleştirme yaklaşımı Kötü Ruh'ta çok iyi uygulanmış.

36 ülkede Mayıs ayında gösterime girip 95 milyon dolar hasılat yapan bu filmi özellikle ilk versiyonunu hiç seyretmemiş izleyicilere çok başarılı bir korku filmi olarak şiddetle öneriyorum.

Sıradaki filmimiz Peşimdeki Şeytan (orj. It Follows). Bana göre 2015'in en özgün yapımlarından biri olan filmde, 19 yaşındaki Jay Height (Maika Monroe) tüm yaşıtları gibi , gezip dolaşmak, eğlenmek ve erkeklere ilgi duymaktadır. Masum gibi görünen cinsel bir deneyimin ardından, daha ne olduğunu anlamadan kendisini tuhaf olaylar içinde bulan Jay, halüsinasyonlar görmeye ve birileri ya da birşeyler tarafından takip edildiğini hissetmeye başlar. Artık Jay ve arkadaşları, heyecan ve korkuyla giderek artan bu tehditten kurtulmanın yollarını aramaya başlayacaklardır. Peşimdeki Şeytan son yıllarda izlenen en sıradışı filmlerden biri.

2 milyon dolarlık bütçesiyle IMDb'den de 6.9 gibi yüksek bir not almayı başaran bu film, çok sağlam bir senaryo ve kurguya sahip. Bütün bu özellikler birleşince de 2015'e renk katan korku filmlerinden biri olarak listemde yer almaya hak kazandı.
 

Listedeki son filmimiz resmi olarak 2016 yılında izleme şansı bulabileceğiniz ekim ayında vizyona giren Kızıl Tepe (orj. Crimson Peak).  Babasının beklenmeyen ölümünden sonra; küçüklüğünden beri paranormal olaylardan muzdarip olan Edith Cushing (Mia Wasikowska) sağlığında babasıyla iş yapmaya çalışan ama reddedilen Thomas Sharpe (Tom Hiddleston) adında gizemli bir yabancıyla evlenir. Kocasına derin bir aşkla bağlı olan Edith, eşi ve onun kız kardeşi Lady Lucille Sharpe'ın (Jessica Chastain) birlikte yaşadığı eve taşınır ve onlarla birlikte yaşamaya başlar. Ancak zamanla yakışıklı ve çekici kocasının tanıdığından çok daha farklı biri olduğunu keşfedecektir. Geçmişin hayaletlerinden kaçmaya çalışırken, kan kırmızı toprağa sahip dağın tepesindeki evin de kendi hayaletleriyle dolu olduğunu fark edecektir. 55 milyon dolarlık bütçesiyle Kızıl Tepe güçlü oyunculukları, bir korku filmine göre dram ve aşkı başarıyla işlemesi, dönemi için çok gerçekçi mekanları ve özellikle Kızıl Tepe'deki muhteşem Sharp malikanesi ile her yönden muhteşem bir başyapıt. 

    Haftaya görüşmek üzere, filmle kalın!

TOLGA ALPAS