'LOST' Oyuncuları şimdi ne yapıyor dersiniz?

Matthew Fox (Jack Shephard)

Dizinin  başından sonuna kadar hayatta kalmayı başarmış sekiz kişiden biri olan Matthew, Lost'dan sonra çeşitli film projelerinde yer aldı, ancak Lost'daki başarısını elde edemedi. Şu sıralar Kurt Russell ve Richard Jenkins ile Bone Tomahawk'ı çekiyorlar. Belki bu sefer tekrar adından söz ettirmeyi başarır, ne dersiniz!

Evangeline Lilly (Kate Austen)

Evangeline de Matthew Fox gibi film projelerine yöneldi. Son Hobbit filminde Tauriel karakteriyle karşımızdaydı. Şu sıralar Paul Rudd ve Coney Stoll ile Ant-Man'i çekiyorlar.

Josh Holloway (James "Sawyer")

Josh'da Lost'dan sonra birkaç film projesinde ve tv programında yer aldıysa da, Lost'daki başarısını yakalayamadı. Son TV dizisi Inteligence sadece bir sezon sürdü. 

Jorge Garcia (Hugo 'Hurley" Reyes)

Lost'daki rol arkadaşlarının tersine, Jorge Lost'dan sonra da başarılı projelere imza atmaya devam etti. Fox'ta yayınlanan  Alcatraz, ABC'nin Once Upon a Time ve Hawai Five-O TV  dizilerinde rol aldı. Kendisi 'ada' seven bir arkadaşımız anlaşıldığı üzere! Bunların dışında birçok film ve dizide de küçük roller aldı.

Naveen Andrews (Sayid Jarram)

Naveen da Lost'dan sonra TV de başarılı olanlardan. En göze çarpan çalışması ise Jafar karakteriyle Once Upon a Time in Wonderland 'da oldu. 

Ozgur'den Film Ekimi Festivali icin oneriler

11-17 Ekim 2014 tarihleri arasında 13.kez düzenlenecek olan Film Ekimi Festivali; Cannes, Berlin, Toronto, Sundance ve Venedik film festivallerinden seçilmiş 43 filmle bu sene karşımıza çıkıyor. Öneriler kısmına gelecek olursak, bu 43 filmin herbiri seyredilmeyi fazlasıyla hak etmesine rağmen bir haftalık zaman dilimi içerisinde mümkün olmayabilir.

Iste sizin icin sectigim garanti gorulmesi gereken 5 film; 

1. Boyhood

Modern American sinemasinin en iyi ornekleri arasinda yeralan filmin cekimleri 13 seneye yayilmis yolculuk filmi. Yonetmen Richard Linklater’ın toplamda dört oyuncusuyla (Ellar Coltrane, Patricia Arquette, Ethan Hawke ve kendi oz kızı Lorelei Linklater) bu süre boyunca her sene bir araya gelerek çektiği Boyhood (Çocukluk), henüz beş yaşında tanıdığımız kucuk bir çocuğun on sekizlik genc delikanli haline gelene kadarki macerasını anlatıyor.Film gosteristen, sansasyondan uzak; tamamiyla siradan bir yasantiyi gozonune seriyor.

2. Mommy

Kanadalı genç yönetmen Xavier Dolan’ın 2009 yilinda “I Killed My Mother” ile basladigi kariyerine “Heartbeats”,”Laurence Anyways” ve gectigimiz sene Londra film festivalinde izledigim “Tom at the Farm” filmlerini takiben en son ki yapiti “Mommy”  bu seneki Cannes film festivalinde Juri odulune layik goruldu. Ayrica da bu sene yapilacak 87. Akademi Odulleri’nin “En iyi yabanci film” kategorisindeki adayi olarak ulkesini temsil edecek. Kendisinin rol almadığı bu filme  sorunlu ve siddete meyilli oğlunu tek basina büyütmeye calisan bir annenin hikayesini anlatmaktadir. “I Killed My Mother” filminde anne rolünde seyrettiğimiz Anne Dorval, yine aynı rolle karsimiza çikmaktadir.

3.Leviathan

Rus sinemacı Andrey Zvyagintsev’in ilk gösterimini Cannes’da yapan ve en iyi senaryo ödülüne layık görülen filmi Leviathan, gunumuz  Rusya’sindaki  aci ve trajik yolsuzluk ve sindirme politikalarini  gozler onune seriyor. Yonetmenin “Donus”, “Surgun”, ”Elena’yi” takiben  dorduncu onemli yapiti olmakla beraber  kendisi Andrey Tarkovsky ile birlikte Rusya’nin sinema dunyasina kazandirdigi en degerli yonetmenlerden biri olarak gorulmektedir.

4. Feher Isten (White God)

Bu sene, Belirli Bir Bakış’ın büyük ödülünü kazanan Feher Isten de ayakta alkislanmis bir eser. Macaristan’ı yabancı dilde en iyi film kategorisinde Akademi Ödülleri’nde temsil edecek olan Mundruczó filmi, metaforik anlatımıyla da dikkat çekiyor zira sokak köpekleri tarafından insanoğlunun zulmüne karşı başlatılan bir isyanı anlatıyor. Gunumuz Macaristan’inda olan irkcilik ve sinifsal ayriliklari gozler onune sermektedir.

5. Timbuktu

Heremakono (2002), La vie sur terre (1998) ve Bamako (2006) filmleriyle tanınan Afrikalı yönetmen Abderrahmane Sissako’nun imzasini tasiyan film, Bati Afrika ulkesi  Mali’nin kuzeyinde sariat yasalarının gecerliligi ilan edilip futbol oynamak, gülmek ve müzik dinlemek bile yasaklandıktan sonra birçok ailenin yaşamının nasıl mahvolduğunu duygusal bir bakis acisiyla çobanlık yapan bir aile üzerinden anlatıyor. Timbuktu için Sissako soyle diyor: “Filmlerimde umudun var oldugunu umuyorum. Müzigi yasaklasalar da en güçlü müzik kafamızın içinde duyduğumuzdur.”